Birçok konuda bireyler için geçerli olan şeyler toplumsal seviyede de geçerli olurlar. Eğer biri çalışkansa başarılı olur ve eğer bir toplum çalışkansa kalkınır. Biri maddiyata çok önem veriyorsa kişiliği zayıftır ve bir toplumun çoğunluğu maddiyata önem veriyorsa manevi açıdan çürük bir toplumdur. Beyin yapımızın ana özelliklerinden biri ise kendimize hedefler koyduğumuz zaman hayatımızda her şey o hedefe göre şekillenir. İlk olarak davranışlarımız en küçük hareketler ve düşüncelerden ta hayatımızda aldığımız önemli kararlarımıza kadar belirlediğimiz hedefe yönelirler. Bu bireyler için nasıl geçerliyse aynı şekilde toplumlar için de geçerlidir. Toplumsal hedefler bu yüzden son derece önemli ve medeniyetlerin gidişatını doğrudan etkilerler. Bir toplum hedeflerini belirlediği zaman ülkede her şey ona doğru yönelir ve o hedeflere ulaşmaya çalışır. Bu her zaman etkili ve verimli olmayabilir, hele ki açık ve ölçebilir bir değişim hiç değildir. Fakat siyaset, toplumsal hayat, iktisat ve toplumla ilgili her şey o hedeflere daha uygun bir şekil alır. O halde toplumsal hedefler ne olmalı? Ayrıca hedefleri nasıl belirleyebiliriz ve bunları belirlerken ne gibi sorunlar yaşayabiliriz?

Hedeflerin Değeri

Hedefler genelde kapsamlı fakat yine de ölçülebilen kavramlarda ifade edilir. Mesela “başarı” çok kapsamlı olduğu için bir hedef teşkil etmez; herkes başarılı olmak ister. Aynısı “mutluluk” ve “rahatlık” için de geçerlidir. Yani hedefleri belirlerken daha ayrıntılı bir kavram bulmamız lazım ki hedeflerimiz üstte belirttiğimiz etkiyi sağlayabilsinler. Eğer biri için başarı maddi zenginlik anlamına gelirse bunu değerlendirirken zenginlik derecesini ölçmek için aklında yaklaşık bir rakam canlandırır. Mutluluğu hedefleyen kişi ise bu hedefi belki evliliğe veya huzurlu bir aile hayata bağlar. Rahatlığı arayan kişi ise belki çalışmamak veya devamlı gezmek ister. Bunlar hedef belirlemek için yeterlidir. Ne kadar ayrıntılı bir hedef belirlersek o kadar etkili olur. Elbette bu yine toplumlar için de geçerli.

Hedefleri karşılaştırdığımızda bunların arasında önemli nitelik farklar olduğunu görürüz. İlk bakışta elbette maddiyatı önemseyen kişi ailesinin mutluğunu veya evliliği hedefleyen kişiden daha basit olduğunu hemen anlarız. Bunun açıklaması da para insanın cansız bir icadı ve paranın değeri iktisadi kişiler belirlediğidir. Kavramsal açıdan bu hedef toplumsal hareketliliklere bağlı olduğu demektir. Değeri toplum tarafından belirlendiği ve bireyler toplumu sadece çok nadir durumlarda bu değeri etkileyebildiği için bu hedefi kovalayan kişi sadece bağımlı değil, aynı zaman da güçsüzdür. Yani hedefine sadece başka ve daha güçlü bir unsurun (toplum) belirlediği değer ve kural çerçevesi içinde ulaşmaya çalışabilir. Ayrıca paranın cansızlığı bu hedefi bireyselleştiriyor ve bu yüzden uzun vadeli toplumsal fayda sağlanamaz. Eğer biri parasını topluma iyilik yapmak için kazanıyorsa, o zaman hedefi para değil başka bir şey. Mutlu evlilik hedefe baktığımızda ise daha değerli bir hedefle ilgileniyoruz. Kavramsal açıdan evlilikte tek bir başka bireye bağlıyız ve bu yüzden hedefimize ulaşım yolunda güçsüz değiliz. Bizi etkileyebilen tek bir kişi var veya aile bağlamını da sayarsak küçük bir kişi sayısı. Ayrıca maddiyatın ötesine uzanan etkenler var. Birbirinin hayat hikayesine eşlik etmek yaşadıklarımızı hafızamıza daha belirgin bir şekilde kaydeder ve bu hayatı daha canlı algılamamızı sağlar. Ayrıca aile kurarak türümüzün devamlılığını sağlamış oluyoruz ki bu en temel içgüdümüzdür. Hedefler arasında bir nitelik sıralaması olduğunu bu iki örneği karşılaştırarak anladık. Hedeflerimiz ne kadar nitelikliyse biz de insan olarak o kadar gelişiriz ve hayatta daha önemli bir görev üstleniriz. Kişisel ve toplumsal hedeflerin yüksek nitelikli olması yaşam tarzımız da daha etkili, verimli ve değerli olduğunu buradan çıkarabiliriz.

Üst Düzey Hedefi: Gerçek Bilgi Üretimi

Bunların hepsi aynı zamanda da en nitelikli bir hedef var olduğu demektir. Bu hedefi yine kişisel görüşlerimize göre değil kavramsal mantığa göre bulmamız lazım. Tüm diğer kavramlardan bağımsız, uzun süre kovaladığımızda bile anlam kaybetmeyen ve kişisel ve toplumsal getirisi olan bir hedef olması lazım. Para ve aşk başka insanların varlığını gerektiriyorlar. Para arttıkça değersizleşiyor ve aşk mesafe araya girdikçe azalıyor. Bunlar sadece küçük örnekler ama birçok kavramın bunlara benzer zayıf noktaları var. Tüm bu nitelikleri taşıyan tek bir kavram vardır ve o bireysel ve toplumsal hedeflerimizi oluşturması lazım: gerçek bilgi üretimi. Herkesin özel bir yeteneği vardır. Bu yetenek biyolojik yapımızdan doğan bir şey. Bedensel ve zihinsel yapımızın tümü bazı alanlarda pek etken olamazken bazı alanlara yatkınlığımız olur ve bu bizim özel yeteneğimizdir. Özel yeteneğimizi bulduğumuzda ve geliştirdiğimizde gerçek bilgi üretmiş oluyoruz. Birinin yeteneği bilimsel alanda, diğerin yeteneği müzikte, başkasınin ise el sanatlarında yeteneklidir. Yeteneğimizi bulmak, geliştirmek ve bunla sonuçlara varmak kişiliğimizi geliştirir ve bunun için ne başkasının yardımına ihtiyacımız var ne de anlamı azalır. Aynı zamanda topluma da fayda sağlamış oluyoruz çünkü kendi alanımızda yatkınlığı olmayan kişilere göre hep bir tık daha fazla katabildiğimiz için bu alanı ilerletiyoruz. Gerçek bilgi üretimi tüm diğer hedeflerden daha üstündür.

Topluma uyguladığımız zaman bu gerçek bilgi üretimi ne kadar üst düzey bir hedef olduğunu daha belirgin oluyor. Bir toplum gerçek bilgi üretimi hedeflediğinde tüm toplumun yapısı ve odağı yatkınlığı olduğu alanlarını geliştirmeye yönelir. Toplum içerisinde herkes kendi yeteneğini bulmak ve geliştirmek için bir düzen isteyecektir ve siyaset de bunu yerine getirmek zorundadır. Böyle bir düzen inşa ederken de para, aşk, şöhret, rahatlık ve barış gibi diğer tüm alt sınıf hedeflere de ulaşmış olacağız. Etkili gerçek bilgi üretimi için elbette maddi kaynaklar gereklidir fakat üst düzey toplumsal yapılarda bunlar başlı başına hedef olarak görülmemektedirler. Gerçek bilgi üretimi yolunda zaten yanından gerçekleşen şeyler. Böylece toplum hem günümüzün hedeflerine hem de daha önemli üst düzey hedeflere ulaşmış olacaktır.

Olası Sorunlar

İnsanlar genelde kısa vadeyi düşünürler ve bu kısıtlı düşüncelere etkileşimdelerdir. Rahatlık da bu düşüncesinin temelidir. Genellikle iki seçenek arasında daha rahat veya daha kısa sürede bir karşılık getiren yol tercih edilir – hedefleri çok yüksek olsa bile. Elbette bu başarısızlığa yol açar çünkü nitelikli hedeflere kavuşmak için çaba, zorluk ve sabır gerekir. Gerçek bilgi üretimi odaklanabileceğimiz en nitelikli hedef olduğu için, bu yoldan ilerlemek oldukça zordur. Bu zorluğun karşılığı eşsiz tamamlanma hissi, toplumsal başarı ve ilerleme ve en derin mutluluk hissidir. Daha kapsamlı ve katmanlı bir yol olduğu için ve sonuçları daha değerli olduğu için, gerçek bilgi üretimi kısa vadede zor olmasına rağmen görünen bir sonuç getirmez. Bahsettiğimiz nitelikli sonuçlar uzun vadede ortaya çıkar ama daha sürdürebilirlerdir. Bu yüzden de insanların çoğu bu noktaya ulaşamazlar, çünkü kararlarını kısa vadeli isteklerin etrafında şekillendirirler. Gerçek bilgi üretimi alt seviyelerdeki hedeflere alışmış insanlara çekici gelmez, hatta sonucu kestiremedikleri için zulüm gibi gelir. Zaten gerçek bilgi üretimi karşılık beklentisi olmadan yapılması gereken bir şey ve bu karşılık düşüncesi genelde maddi hedefleri olanlarda bulunur. Toplumda gerçek bilgi üretimi yaygınlaşmakta zorluk çektiği de buradan belli oluyor. Zorluktan zaten kaçan genel toplum zorlukla karşı karşıya kaldığında en azından belirgin bir sonuç bekler. Gerçek bilgi üretimi olumsuz bir zorluk teşkil etmediği halde son derece çalışkanlık ve odaklanma gerektiriyor. Yeteneğimizin alanında ilerlemek devamlı sanatımızı geliştirmek, başarısız olmak, öğrenmek ve olağanüstü çaba sarf etmek demektir. Bu yolun sonucu her türlü başarı olsa da başarıyı belirgin bir şekilde canlandıramadığımız için birçok kişiye cazip gelmiyor. Ayrıca daha rahat yoldan ilerleyip daha düşük nitelikli hedeflerden alt seviye mutlulukla yetinmek gibi bir toplumsal eğilim vardır. Ek olarak çağdaş düzenden faydalanan unsurlar var. Düşük nitelikli hedeflerden gerçek bilgi üretimine geçtiğimizde şu an sahip oldukları çok fazla maddi imkanları kaybetme tehlikesinden zaten bu değişime karşı olacaklardır. Üstelik maddi güçlerini kullanarak hem bu değişimi engelleme ve toplumun niteliksiz hedeflere daha da odaklanmaları sağlama gücüne de sahipler.

Haliyle toplum olarak gerçek bilgi üretimini hedeflemek çok zordur. Bu ne kadar doğruysa da günümüzün siyasi ve iktisadi düzenler bize düşük nitelikli hedefleri kovalamaya itiyor. Elbette insanın genel olarak rahatlığa bir eğilimi var, fakat düzenimizin insanları neyle ödüllendirdiğiyle toplumun hedeflerini de yönetebilir. Mesela günümüzün iktisadi yapılarında maddi bolluk çok saygınlık ve hayatımızı şekillendirme imkânı kazandırıyor. Eğer yapılar insanları daha fazla gerçek bilgi üretimi üzerinden ödüllendirse ve yasalar da o şekilde olursa, toplumun da daha nitelikli hedeflere doğru ilerleyecektir. Yani biz buradan çağdaş düzenlerimizden yola çıkarak hedeflerimizi siyasetten geliştirebiliriz, çünkü halkın bunu başlatması için herhangi bir yapısal dürtü yok. İçsel değişim ne kadar tercih edilirse de insanların anlayışlarını aşan ve olağanüstü çaba gerektiren bir hedef için rahat ve alışık oldukları davranış biçimlerini değiştirmelerini beklemek gerçekçi olmayacaktır. En verimli yol hedeflerimizi siyasi alanda değiştirmek olacaktır. Eğer siyasette para, güç, din ve ideoloji gibi kısıtlayıcı hedeflere sırtımızı dönüp ve yapılarımızı gerçek bilgi üretime doğru yöneltirsek toplum da bu yoldan gidecektir. Aynı zamanda daha çalışkan oluruz ve bireyler olarak tahmin edemediğimiz kadar gelişiriz. Elbette bireysel düzeyde siyaseti beklemek zorunda değiliz, fakat ciddi anlamda toplumsal bir değişikliği başarmak için siyasetin hedeflerimi geliştirme konuşunda ilk adımı atması daha verimli olacaktır.